• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

Bugüne kadar tıbbı konuda yazılan şeyler,  o kadar zıt anlatımlar içermektedir ki, bu konulara girmeden diğerlerine geçiş yamak istemedik.Biraz olsun bu konuda bazı noktalara ışık tutabilirsek ne mutlu bizlere.

Radyasyon normal olarak dünyamızda 0,5 rad kadar bir değere sahiptir. Güneş veya bazı cihazların çalışması sırasında oluşabilen ve canlılara, ciddi zararlar veren bir ışındır. En çok hasar üreme organlarında ve hızlı büyüme seyrinde olan hücrelerde oluşmaktadır. Zarar vermesinin sebebi, radyasyonun üzerinde taşıdığı enerji yükündendir.  

Peki radyasyon hücreyi neden yakar?... Hatta bir taraftan radyasyon kansere yol açmasına rağmen,  kansere yakalanan hastalara  neden tedavi amacıyla radyasyon verilir?..

Temelde radyasyon oluşturduğu yüksek frekanslı titreşim ile hücreyi ısıtmakta ve yakmaktadır. Cenin anne karnında iken,  radyasyon aldığında bölünmekte olan hücrelerin protein yapısını bozarak bölünmeyi durdurmaktadır. Aslında kontrolsüz bölünmeye yol açtığı gibi, hücrenin bölünmesini de durdurur.   Hücrenin protein yapısı genellikle 60 derecelik sıcaklığa tutulduğunda,  denatüre dediğimiz bozulma  olayı gerçekleşir. Sıcaklık  esnasında radyoaktivite edilen hücre ile canlıya verilen elektromanyetik yük eşdeğer gitmektedir. Radyoaktivite ve ultraviyole gibi mor ötesi ışınların ısıtıcı ve proteini bozma etkisi, genellikle belli miktarlardan sonra başlamaktadır. Tohumlarda ve üremesi istenmeyen canlılarda radyasyon bol miktarda kullanılmaktadır.  Radyasyonun ve ultraviyole ışınların, ısı etkisi ve yakma etkisi nasıl gerçekleşmektedir?

 Yüksek enerjili ve elektromanyetik yük verebilme etkisi nedeni ile ısıma gerçekleşir.  Atom yapısında yüksek titreşimli ve elektromanyetik özellikli radyasyon nasıl oluşur? Hatta yüksek enerjili atom, patlama esnasında  büyük enerji nasıl ortaya çıkar?

Yüksek süratte dönmekte olan moleküler yapıdaki elektronlar ve çekirdekteki hücresel yapıtları oluşturan ve molekülleri bir arada tutan  enerji, reaksiyon sırasında patlama gerçekleşir. Hücresel yapının merkezinde olan enerji, nasıl olur da diğer canlı hücresinde, elektromanyetik yüklemeye sebep olabilir?.. Sorular bu şekilde devam ededursun biz konunun özüne ve aslına geçelim;

Asıl olan, hücre ısınınca denatüre dediğimiz bozulma haline gelmesidir. Bozulma sadece protein zincirinin kırılması ve o proteine ait işlevin yapılamaması demek değildir. DNA proteininin, elektromanyetik çekimi ile kendini yenilemesi bozulmaktadır. DNA sarmalının çeşitli amino asitlerden olduğu söylenmekle beraber, bu bağların nasıl olduğu hakkında genetikçiler bilgi vermemektedirler.

Hücresel düzeyde elektromanyetik hafızalanma dediğimiz frekans değerleri hücresel yapıyı belirlemekte, ancak bu elektromanyetik yapının devamlı beslenmesi ve desteklenmesi gerekmektedir. Bu ise aldığımız nefesteki elektromanyetik yük ile olabilmektedir.

Radyasyonun   canlıyı etkileyebilmesi için mutlaka etkileme yaptığı yeri ısıtabilmesi gerekir. Yani radyasyon canlı vücudundaki bedensel sıcaklığı, artırması gerekir. Isı üretmeyen ve uygulandığı yerde titreşim oluşturmayan radyasyon aslında  etki gösteremez.

Bilindiği üzere eklembacaklılar ve açık dolaşım yapan hayvanlarda radyasyon etkileri görülmemektedir. Radyasyon oluşabilmesi için ortamda mutlaka elektromanyetik tutucuların olması gerekir. Kanser tedavisinde de eğer radyasyon tutucu maddeler yoksa, tedavi etkinliği ve kanserin kötü difraksiyonu denilen kötüye gidiş tablosu daha fazlalaşır. Yani radyasyon tutucusu öyle bir hale gelmiştir ki,  mevcut depolar dolmuş artık alabileceği yer kalmadığından,  kanser hızla yayılmaktadır. Bu durumdaki hastalık,  dolu dizgin sona doğru gider. Özellikle belli kanser türleri bulundukları yer itibarıyla, daha önce radyoaktif yüklenme dolayısıyla,  daha fazla radyasyon alamayacak olmasındandır. Bazı maddeler bedendeki elektromanyetik yükü düşürebilmektedir. Alerjik maddeler hücreden yaptıkları salgı nedeniyle elektromanyetik yükü, deşarj edebilme kapasitesi olmasından dolayı  tedavi edici etkinliğe sahip olduğu düşünülmektedir.

          Hücresel düzeyde bir nevi radyasyon olan elektromanyetik yük miktarı beden sıcaklığını ve hücresel çalışma frekansının ayarlanmasına sebep olan şey, hücrelerin elektromanyetik  baz yüküdür. Baz yükte bölgesel aktivite artışı termal kameralar ile algılanabilir. PET denilen pozitron emülsiyon tomografi de,  teşhis yöntemi veya kalp sintigrafisi gibi yöntemlerde yapılan hep hücresel elektromanyetik aktivasyon tespitidir. Radyasyonda kullanılan kurşunun, koruyucu etkisi ise kendi üzerine elektromanyetik ışımayı çekip dışarı yansıtmamasından kaynaklanır.

Özellikle insanın kendi elektromanyetik ışımasından söz etmek istiyorum;

Çevreden gelen ışımalar, direkt olarak canlılara ve insanlara etki etmektedirler. İnsan veya diğer canlılar davranış kalıplarını çevreden gelen ışımalara göre düzenlerler.

Yani; insan beyni ve bedeni, elektromanyetik frekans esasına göre çalışmaktadır. İnsan,  alıcı veya verici olarak, çevresindeki ve kendisi ile ilişkili olan herkesi etkileyebilir. Devamlı beraber olduğunda mutlaka süreye bağımlı olarak iyi veya kötü yönde etkilemektedir. Daha önceki elektromanyetik birikimler bulunduğu yere bağlı olarak etkinlik göstermektedir. Elektromanyetik doygunluk,  tam anlamı ile yeni bir yaklaşımdır.  Frekans farklılığı, ışımanın frekans farklılığını doğurur. Radyasyona bağlı ışıma frekanslarının olması demek, bulunduğu bölgede aşırı derecede sıcak artışı baş göstermesine sebep olması demektir.

Akciğer kanserlerinin çok çabuk ölüme yol açması, doku ve radyasyon miktarı ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Yani Akciğer dokusunun doku ağırlığı başına düşen radyasyon oranı asıl sıkıntı sebebidir.

Elektromanyetik doygunluk belli frekanslarda radyasyon etkisi yaparken, elektromanyetik yükün boşaltılması ise belli yiyecekler ile yapılabilir. Ancak  bunun  tam tersi de mümkündür.  Radyasyon boşaltabilen gıdalar olabildiği gibi, aksine radyasyonu biriktiren gıdalar da vardır. Mesela lahana ve benzeri gıdalar üzerinde elektromanyetik  yük taşınması imkanı olmadığı için,  insana enerji veremezler. Veremedikleri gibi,  bedenin içindeki fazla elektromanyetik yükü üstüne alıp dışkıyla beden dışına da atamazlar. Aslında bedene ait elektromanyetik yük birikimini boşaltabilmek için en iyi madde, karbon ve daha sonra demir bileşiklikleri olmalıdır.

İnsan elektrostatik, yük birikimi için gün boyunca bir takım yöntemler kullanmalıdır. Aksi halde bedenin total yük birikimi, ya aşırı yük ile patlamaya kadar gider, ya da aşırı yük bitimi nedeniyle enerji bitmesi neticesinde depresyon ve benzeri hastalıklara doğru gider.

İnsanın,  gün boyunca birkaç kez suyla karşılaşması gerekmektedir. Çünkü suyla karşılaşan beden, elektrostatik yükü  su kanalı ile boşaltabilir. Gün boyunca hep yatakta yatan bir insanın gün içindeki gerekli elektrostatik yük üretimi, yeterli olmadığından depresyondan çıkması mümkün olamaz.

Psikiyatrik ilaçlar ile insanları aşırı uykuya yönlendirme durumları işte bu sebeple,  aslında tamamen ilaca bağımlı hale getirmektedir.

Ayrıca; sempatik aktivasyon ile görev yapmaya çalışan anti depresifler, bir taraftan sempatik aktivasyon yaparken, diğer taraftan ise hastayı panik atağa sokmamak için ters taraftan bastırmaktadır.

Netice olarak şunu söyleriz ki; insan bedeninin elektromanyetik açıdan düzenli beslenmesi ve beden içinde tahribata yol açıcı davranışlardan kaçınması, insana rahat ve huzurlu bir yaşam sağlayacaktır. Aksi halde hastalıktan hastalığa yelken açarak, acı ve ıstırap satın alma zorunda kalacaktır.

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle.

            Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.