• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

           Psikiyatrist her şeyden önce tıp doktorudur. Yani lise eğitiminden sonra, tıp fakültesi okumuş ve doktor olmuş kişidir.  Psikiyatri eğitimi için TUS’nın (Tıpta Uzmanlık Sınavı ) kazanılması şartı getirilmiştir. Dört yıllık asistan eğitimi ve uzmanlık sınavının kazanılması ile psikiyatrist olunur. Psikiyatri mesleğinin hukuki prosedürleri bunlardır. Doktorluk eğitimi niçin önemlidir?.. Çünkü hastalıklar, sadece ruhsal veya fiziksel olmaz. Hastalıklar bir bütündür. Fiziksel  yönü olduğu gibi, ruhsal yönü de  vardır. Fiziksel yön, dışarıdan belli olabilen rahatsızlık ya da hastalıklar, mekaniksel  ve fonksiyonel yapı bozuklukları olarak göze çarpar. Hasta muayene tekniklerinde tıbbın, özellikle bu alanına yıllar geçtikçe daha fazla yönlendirilme olmuştur.

Fakat psikiyatri, son yıllarda ekoller ile yönlenen bir yapı haline gelmiştir. Öyle bir konuma gelmiştir ki; bu alanın hangi ekolü, doğruluğu test edilmeden,  güçlü, gösterişli ve medyatik oluyorsa, işte o ekol, o derece ön plana çıkarılmaktadır.

            Aslında akıl sağlığı veya normal ve sağlıklı insan tabiri, insanlığa din ile verilebilmiştir. Tarih boyunca gelen semavi dinlerin amacında bu vardır. İnsan davranışlarını normal kalıbına sokmak semavi dinler vasıtasıyla olmuştur.

Tıbbın genel anlatımında mutlaka normal çalışma fizyolojisi, anatomisi, biyokimyası, histolojisi gibi hücresel ve fonksiyonel özelliklerinin öğrenilmesi amacı vardır. Bunlar öğrenildikten sonra, bu bilgiler ışığında hastalıkların teşhis ve tedavisine geçilebilir..

İnsan bedeninin,  normal çalışma özelliklerini bilmeden,  anormali tanımlamak mümkün değildir.

Psikiyatri ve psikolojide, normal insanın nasıl olması gerektiği bilinmeden çalışmalar yapılmıştır. Psikoloji ilminin içine felsefe girdiğinde her insanın kendine uygun bir doğrusu olacağı kaçınılmazdır. O sebeple psikolojide normalin tanımı  yoktur.

            Normal akıllı insan nasıl olmalıdır? Bu sorunun cevabını kesinlikle belirtmeliyim ki, hiçbir batılı kaynakta göremezsiniz. O zaman normal insan tabirinden habersiz kişinin,  zaten tıp eğitim kalitesi giderek düşen ülkede,  psikiyatriyi anlaması veya anladığını ifade etmesi,  ne kadar akıllıca ve normal olabilir ki...

Bu sebeple özellikle psikiyatristler ve doktorlar arasında yapılan araştırmalarda, istatistiksel olarak kendilerinin hasta olma sıklığı ciddi derecede fazla olduğu gözlenmiştir. Psikiyatristler daha kendi eğitimleri sırasında gelen doktorları değerlendirmekten acizdirler.

            Batı tıbbında psikiyatri,  yüzyıllar boyunca “insanın içine şeytan girmesi sonucu bu kişi hastalanmıştır..”  şeklinde tanımlayan zihniyetin görüntüleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Hatta kilise bağnazlığında yüzyıllarca, şizofren ve psikotik hastalar,  “Bu kişinin içine şeytan girmiş..” denilerek yakılmıştır. Osmanlılarda ve İslam âleminde, akıl hastalarının yeri Bimarhanelerdir. Bu yerlerde temizlik, meşguliyet ve tabiat seslerinden yapılmış doğal ortamlarda tedavi öngörülmüştür.  Batının psikotik ve akıl hastalarına uyguladığı yaptırıma bakınız, bir de Osmanlılardaki  bu tür hastalara uygulanan tedavi yöntemine bakınız…

Osmanlılar tedavi amacıyla,  çeşitli bitkileri ya yedirilerek, ya da tütsü ederek, veyahut ta çayı içirilerek hastalarını tedavi etme metotlarını kullanmıştır.

Batılılar şu anda, Osmanlının kullandığı bir takım bitkileri, şu anda yeni yeni kullanmaya çalışmaktadırlar. Mesela; kedi otu denilen bitkiyi şu aralar Avrupa, ilaç olarak ruhsatlandırmaya çalışmaktadır.

            Türkiye’de ve dünyada psikoloji eğitimi olsun, psikiyatri eğitimi olsun; bu bilimin kaynaklarında insanın ruhu ve bedeni konusunda bilgi bulunmadığından,  tam anlamı ile bu iki branş birbirine karışmış vaziyettedir. Çünkü şu anda psikiyatri veya psikoloji eğitimi veren yetkililerin hemen hemen hepsi,  gerçek anlamda ruhun özelliklerini ve bedenin nasıl çalıştığını bilmemekle beraber,  en ufak bir eğitime sahip değildirler.

Bizim bu siteyi kurmamızdaki tek maksat;  bilip öğrenebildiğimiz doğruları acizane şu andaki nesle ve gelecekteki insanlığa anlatabilmek ve katkıda bulunabilmek içindir. İslam eserlerinde ve Kuran-ı Kerimde bizlerin,  ruhun gerçek mahiyetini tam olarak anlayamayacağımız konusunda tembih vardır. Bu sebeple sıfatlarından konuşmak yasaklanmamıştır. İnsan bedeninin nasıl çalışabileceği konusunda,  çeşitli örnek yazılar yazmaya çalıştık. Okuyan ve faydalanmak isteyen insaflı temiz kardeşlerimizin anlayabileceğini düşünüyoruz.

            Çok sorulan bir soru olduğu için son olarak şu bilgiyi de verelim;

 Psikolog ile psikiyatrist arasında ne fark vardır?.. Fakültelerde sadece liseden sonra psikoloji eğitimi almakla psikolog olunmaktadır. Tedaviye yönlendirme yetkileri yoktur. Hastayı muayene etme yetkileri de yoktur. İlaç yazamazlar. Genelde psikiyatrist denetiminde çalışmaları gerekir.

Psikiyatrist ise, tıp fakültesi mezunu olan kişinin, daha sonra dört yıl daha psikiyatri eğitimi alması sonucunda  bu branşa hak kazanır. Hasta muayene teşhis ve tedavisi  yapabilen kişidir. Gerekli psikoterapi eğitimini ve süpervizyonunu almış psikiyatristler psikoterapi de yapmaktadırlar.

            Saygılarımla...

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.