• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

            Sevgili okurlar!..

Öncelikle tüm okuyucularımıza “merhaba” demek isterim. Sitemizin ismi  “Manyetik dünyamız”.. Çünkü; insana ve dünyaya ait manyetik yapının bilinmesine rağmen şimdiye kadar bu tür araştırılmanın yapılmamış olması, bu tür olayların tam manasıyla irdelenmemiş olması sebebiyle kurulmuştur.

 Amacı insanları tahkir etmek değil,  sadece doğruların açığa çıkmasına yardımcı olmaktır. Site incelendiğinde,  fizik,  kimya,  matematik,  biyoloji,  tıp alanında birçok şeye temas ettiğimizi göreceksiniz. Bir çok site ziyaretçimiz,  “.acaba bu konuları nasıl araştırıp, neye dayanarak söylüyor..” şeklinde düşünebilir.

 Bu sitemizdeki bütün konular, uzun bir süre yapılan araştırmaların ve çalışmaların neticesinde elde edilmiştir. Bazı yayınlardaki çalışmalarında ayrıca yorumlanmasına binaen meydana gelmiştir.

İster istemez ilk defa duyduklarını ve ilginç bulduklarını söyleyen site ziyaretçilerimiz de olmaktadır.  Hatta “Sizin şu yazınızdaki falan bölümler çok yanlış..”  diyerek eleştirilere maruz  kalmışlığımızı,  fakat karşılığında “..neden ve niçin yanlış?..” sorusunun cevabını da maalesef veremediklerine şahit olduğumuzu da belirtmek isterim.

Açıkçası biz çalışma yöntemi olarak,  doğru soru sorma ve cevabını buna göre araştırma metodundan yola çıkarak araştırmalar yapmaktayız. Malumunuz olduğu gibi bu metot, deneyselliğe başlamanın ön bilgisi ve birinci maddesidir. Doğru soru sorulması demek,  meselenin araştırılmasında doğru yolda araştırmanın yapılması demektir. Deneysellik,  her zaman aynı neticeyi vermez. Deneyselliğin her dönem aynı neticeyi vermemesi,   istatistiksel yöntemler kullanılarak çalışmanın bir netice ifade edip etmediğinin göstergesi olur. Ancak istatistiksel farklılıklar,  aynı çalışmayı hem çok kötü,  hem çok iyi gösterme yeteneğine sahiptir.

Şu anda bilim adamları olarak bildiğimiz bir çok kişi, istatistiğin bu aldatıcı yönünü kullanmak suretiyle, akademik payeler elde etmektedirler. Paye elde edildikten sonra, kanunların elastiki yönünden faydalanıp onun zırhı altına sığınarak, yan gelip yatmaktadırlar.

Mesela yakın tarihimizde Osmanlılar,  ilim anlamında gerçek ve asla sahte olmayan çok ciddi araştırmalara imza atmışlar ve bunları medeniyetin,   yani insanlığın hizmetine sunmuşlardır. Ve ceddimizin bu çalışmaları hep insanlığa fayda amaçlı olmuştur.

Günümüz de yapılan çalışmalar ise, sadece “insanları nasıl köleleştirebiliriz?....” amacı gütmektedir. İnsana yatırım yerine,  bana yatırım, topluma yatırım yerine,  “egoizme yatırım” şekline dönüşmüştür. Egoizm,  o derece artmıştır ki;  ilim,  sadece benlikten öteye gitmemiştir. İşte bu bakış açısıyla gözlüğü takıp bakarsanız,  körler gibi bazı şeyleri algılayamazsınız. Doğru neticelere ulaşamazsınız.

           Vaktiyle dünyamızın yuvarlak olduğu söylendiğinde, buna karşı çıkan ve söyleyeni asmaya kalkan zihniyet;  ortaçağın bağnaz Avrupası  değil miydi? İlim adına söylenen, araştırılan, buluş olarak bilinen her yeni şey,  insanlar tarafından şüphe ile karşılanmalıdır. Tamam!.. Bu normal ama, şüphe ile karşılanırken,  yanlış derken, mutlaka alternatif çözümler gösterilmelidir. Yanlışsa bu yanlış ispat edilmelidir. Aksi takdirde “kedi uzanamadığı ciğere,  mındar der” mantığından öteye gidilememiş demektir. Şu anda ilim adamlarının itibarsızlığı ve önemsizliği,  hep bu sebepten olmaktadır. Araştırılıp buluş olarak değerlendirilen şeyin karşısında itirazınız söz konusu oluyorsa, neden itiraz edildiğinin açıkça ispatı gerekir.

            Çalışmalarımız ve tespit ettiğimiz gerçekler, tamamen toplum menfaatine olan bulgulardır. Aslında insanlığa zarar vereceğini düşündüğümüz ve tespit ettiğimiz bazı bulguları da yazmıyoruz. Bu bulguları paylaşmamızdaki tek temel esas,  sadece Rıza-i Baridir. “Allah Razı olsun.. Buluşları, bir çok sorunun cevabıydı..” denilmesinden ve  bunun en güzel mutluluk vesilesi olacağından başka bir niyetimiz olmadığını da belirtmek isteriz.

Ruhun mutluluğu vermekte olan bir verici,  bedenin ise mutluluğu alan bir alıcı olduğunu kabul edersek,  insana hizmet çok önemlidir. Kendi mutluluğumuzdur. Bir vesile ile yazılanlarda veya söyleneler de yanlışlıklar olabilir. Bu yanlışlıklara ait, gerçek bilgi ve buluşu olan varsa,  bize yazmasını ve aksini ispat etmesi mukabilinde hatalarımızı kabulleneceğimizi de saygıyla arz ederiz. Ama bu eleştirileri yaparken edep ve saygı sınırları içinde,  mütevazı olarak anlatılması kardeşlik vesilesidir. Bu durumun aksi  zuhur ederse, zaten karşı tazyikler bizi etkilemeyecektir.

Sitemizin amaçları arasından birisi de; doğru bilgiye insanların güvenle ulaşabilecekleri ve faydalanabilecekleri bir yayın olmasını arzu etmiş olmamızdır.

            Bizden önce, insanlık için çalışıp emek sarf etmiş olan ecdadımız,  maddi beklenti içinde olmadan Allah’ın kullarına hizmeti,  hakka hizmet olarak benimsemiş olmaları ve o terbiye bereketiyle yazıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, bana hocalık yapan tüm dost ve sevdiklerime saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum.   

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanı