• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

            Şimdiye kadar açıklanmamış ve uzun süre de açıklık getirilemeyecek olan  bir konuyu anlatmak istiyorum.

         

           Yazdığımız yazıların her birisi için mantıklı izahatlar yapabilecek veya bu anlatılanların aksini iddia edebilecek kişilerin olmasını isterdim Ancak bu yazılanların aksini mantıklı bir şekilde ispat edebilecek kişilere henüz rastlayamadım. Her neyse.. Biz konumuza devam edelim..

 

           OKB hastalığı psikiyatri tarafından çözümlenememiş ve anlaşılamamış, hastalıkların başında gelmektedir. Bu hastalığın psikopatolojisi veya nörofizyolojisi açısından insanların söyleyebildiği net, en ufak bir bilgi  yoktur. Kuram anlamında, bir yere oturtmaları zaten mümkün değildir. Sebebine gelince muayene tekniğinde, affektif alan denilen duygusal yapıyı incelediklerini belirten  psikiyatristler,  ruhun özelliklerini inceleme noktasına gelince buna hiç önem vermezler ve ruhun varlığına bile inanmazlar. Oysa psikiyatri ruh hekimliği değil midir?

 

            Bu hastalığı ele almamızdaki asıl sebep; duygu durum ile düşünce alanının OKB hastalarında, tam anlamı ile ayrışmasıdır. Aslında bu durumu  şu anda, sadece yöntemsel olarak psikiyatristler anlayabilirler.

 

           OKB hastalarının temel özelliği; düşüncelerinin kendilerine galebe çalmasından ibarettir. Sanki düşüncelerinin esiri olmuş gibidirler. Yani parazit düşünceler öyle fazlalaşır ki, artık hasta mevcut bu durumdan, duygusal anlamda rahatsızlık hissetmeye başlar.

 

          Hasta kendini sanki, bir başkasının kontrolü altında bulunuyormuşçasına rahatsızdır. Belli dönem sonra, bu değişimin farkına varan hasta,  psikiyatride yabancılaşma ( fenomeni) denilen depersonilazyonun etkisine girmiştir. Kişi ölürken de aynı ayrışma içine girer. Çünkü beden elinden alınmaktadır. Asıl olan ruh,  yapayalnız kalmıştır.

 

           OKB hastalığında düşüncelerin bu derece egemen olması ve kişinin ruhsal yapısını ele geçirmesi söz konusudur. Şizofrenide de aynı durumun bir diğer versiyonu vardır. Düşüncelerin egemen olmasının sebebi, kişinin zeka fonksiyonlarının normalin üstünde bir kapasitede olmasından  kaynaklanır.  Onun için hastalık öncesinde şizofrenlerin ve OKB nin zeka kapasiteleri çok yüksek olarak gözlemlenir. Hasta yakınları genelde bu durumun farkına vardıklarında, "..bizim çocuğumuz çok zekiydi. Bir anda nasıl bu hale geldi?.."  şeklinde şaşkınlıklarını dile getirirler. Zeka kapasitesi aşırı düşük olan oligofrenide ise yalnızlaşma olayı, çevresinde iletişim kurabilecek insan bulamamaktan kaynaklanır.

 

            Psikiyatride ruhun somut varlığını kabul etmeden, bu hastalıkları çözebilmek mümkün değildir. Nedenine gelince,  ruh ve zeka kavramı,  bilincin algılaması kavramı ve duygusal zeka kavramı tamamen birbirinden farklı  kavramlardır. Hatta şu anda, büyük işletmeler, işe eleman alırken duygusal zekanın daha iyi olması gerçeği üzerinde durmuşlardır.

 

           Duygusal zekaya ve ruhsal yapıya önem vermeyen toplumlar mutlaka başarısızlığa uğrarlar. Duygusal zekanın asıl gelişme yeri ailedir. Yakın çevredir. Yetiştirme yurtlarındaki çocukların psikiyatrik bozukluklarının  bu derece fazla olmasının sebebi budur.

 

            OKB hastalığında, duygu durum ile parazit düşüncelerin ayrışma sebebi eletromanyetik dengenin beyin lehine kaymasından kaynaklanır. İnsanda kablolama sistemi anlatılırken üç ana boşluktan söz edilmişti. Boşlukların küresel yapısı ve üçünün ayrı ayrı dengesi  , kendi aralarında egemenliği ve iktidarı ele geçirme mücadelesi ruhsal ve bedensel hastalıkların oluş biçimini açıklayabilen tek mekanizmadır. İnsanın iç yapısında, dünyada yaşam sebebi olabilen üç ayrı sevgi ve bunların zıtları vardır.

 

      Yani, insan dünyaya geldikten sonra anne objesi ile dünyayı tanır. Dünyada bulunan ve görebildiği şeylerden beğendiğini daha sonra tekrar isteme, beğenmediklerini ise istememe yolunu seçer. Beğenip beğenmediğini genelde aileden gelen alışkanlık ve görenekler ile yapmaktadır. Daha önce hiç görmediği bir şeyi istemesi elbette mümkün değildir. Yaş biraz ilerlediğinde çocuk buluğ çağı dediğimiz delikanlılık dönemine girer. Bu zaman da çocuk mevcut durumuna göre karşı cinsi tanımaya başlar. Yeni yeni tanımaya başladığı şeye karşı ilgi duymaya başlar. Bu yaş grubunda komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür sözü ifade bulur. Çevresindeki her şey kendisinde bulunandan daha iyidir. Kişilik bu dönemde yapılan doğru ve yanlışlardan çok fazla etkilenir.

 

           İnsanlar çocuktur, yaptığından bir zarar gelmez düşüncesi içinde bazı şeyleri hoş görürse , bu davranış biçimi  o çocukta alışkanlık haline gelir. Alışkanlık haline gelen ve otomatizma kazanan davranış yapısını değiştirebilmek çok zordur. Ancak yazılımı manyetik olduğundan,  değişim mümkündür. Bu yazılımın değişebilmesi için mutlaka yaşama ihtiyaç vardır. Dikkat ederseniz burada beyine yapılan yazılımdan söz etmiyoruz. Ruhsal yazılımdan bahsediyoruz. Ruhsal yazılım için yapılması gerekli şeylerin hepsi sevgi lisanı ile yapılmak durumundadır. Bu anlatılanlar yazımızın can alıcı noktasıdır. Sevgi lisanı ile yazılım yapılamayan hiçbir ruh, duygusal zeka barındıramaz. Beden alındığında, ruh yalnız kalmaya mahkumdur. Bizler uykuya daldığımızda beden elimizden alınmaktadır. Ölümde de beden elimizden alınmaktadır.  Çünkü bedensel kontrol uykuda kesinlikle yoktur. Ancak bedenin hayati fonksiyonları çalışmaktadır. Rüya görmemiz tamamen ruhsal fonksiyon ile alakalıdır. Dikkat ederseniz, rüya gören insanlar genel anlamda daha rahat kalkarlar. 

 

            OKB hastalığında duygu durum ile parazit düşünceler arasında çatışmayı hastalar, "sanki içimde yabancı birisi var onunla çatışıyorum.." diye ifade ederler. Bunu ifade ederken  çocuğunu öldürmekten korkan annenin veya babanın, bu düşüncenin duygusal vehameti konusunda, hiç ilgisi olmayan bir duygulanım gösterdiğini devamlı görmekteyiz. İlaç kullanımı ile insanların bilgisayarlarda olduğu gibi işlem kapasitesi düşürülerek tedavi edilmesi  amaçlanır. Ancak bu yöntem çok yanlış bir yöntemdir. Hastalar bunu "Düşüncelerim değişmedi. Ancak ben ruhsal açıdan rahatım.." seklinde ifade ederler. Hastalardan rahat olduğu bu dönemde, sevdiği, beğendiği işleri yapması istenerek kısır döngüden çıkması istenir.

 

            OKB hastalığında asıl yapılması gerekli olan şey tedavi açısından duygu durum ile düşünce alanında bulunan dengeyi, duygusal alan lehine çevirebilmektir.

 

            Hangi psikiyatri ekolü bu sevgi ile oluşup büyüyen duygu durumunu büyütüp, hadiseyi olumlu yönde hastanın lehine çevirebilir?... Adam ruhun varlığını  kabul etmiyor!..

 

            Elbette kendisinde bulunmayan şeye itiraz etmesi çok kolaydır. Mezara girince meselenin aslını görecektir. Tabii ki iş işten geçmiş olacaktır.

 

            Sonuç olarak şunu söylemek isteriz;

           OKB hastalığında beyin manyetik yazılımı çok düzgün ve fazladır. Buna karşın kalbin yazılımında ciddi  hatalar mevcuttur. Dolayısıyla yaşamı egemen kılan düşünce sistemi, duygusal zekaya sahip olamadığı için yönelimde hata ve kararsızlıklar yaşamaktadır. Şizofrenide manyetik yazılımlar arasında iletişimsizlik mevcuttur. Şizofrenide olan iletişimsizlikler sadece beyin bölgesel  yazılımlar arasındadır. Şizofrenideki bu karışıklık bazı ilaç ve maddeler ile deneysel olarak ispatlanmış ve tedavisi bu şekilde yapılabilmektedir. Şizofrenide beyin kendi içinde karıştığı için, bu  kaotik ortam duygusallığın beslenip büyümesini engeller.

 

            Saygılarımla.

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.