• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

           Dünya olarak yüzeyinde her ne olursa olsun, bu varlıkların yönetim kanunları, yaratana ait olduğundan mevcut sistem tek bir yaratıcıyı gösterir.

           Metal de yorulur ve ömrü bittiğinde vazifesini bitirmiş madde olarak sonsuzluktaki yerini alır. Metal, dünyanın gerilim kuvvetine en dayanıklı, kırılma kuvveti en fazla olabilen maddedir  ve bu madde dünyaya aittir. Fakat dünyanın en dayanıklı maddesi veya bileşeni bile olsa, mutlaka belirli bir sıcaklıkta erime özelliği vardır. Mutlaka, dayanıklı olabileceği sıcaklık seviyesi vardır. Zaman içinde sıcaklık ve basınç değişiklikleri metallerin yaşlanmasına ve yorulmasına yol açar.

            Şimdi dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var;

            Evrimciler diyor ki; "Evrim sürecinde, her şey mükemmelsizlikten en mükemmele doğru gitmektedir. "

            Ve buna çeşitli deliller getiriliyor. Yani evrimcilere göre "herhangi bir madde yalın haliyle canlıdır ve her geçen zaman içerisinde daha da mükemmelleşir."

             Bu evrimsel açıklamaya göre madem her madde zamanla evrimleşerek mükemmelliğe gidiyor, o zaman  bu açıklamalarda bulunan kişiler de birer madde olduğuna göre ölmemesi ve giderek zamanla daha da zinde ve mükemmelleşmesi gerekmiyor mu?..

            Madde, evrimcilere göre; zamanla mükemmelleşiyor,  ama ölüm noktasında ise bu sefer şöyle bir açıklamada bulunuyorlar.

           Mesela evrimci olan  makine mühendislerinden bazıları, bilimsel olarak şöyle bir açıklamada bulunuyorlar: "Sıcaklık ve basınç değişiklikleri altındaki metal, uzama ve kısalmalara maruz kalır. Metalin mukavemetini sağlayan tek sebep, moleküller arası çekim gücüdür. Bu çekim gücü, sıcaklık ve basınç değişikliklerindeki uzama ve kısalma ile moleküller arasında dolaşan elektronların oluşturduğu çekim gücünü zaman içinde zayıflatır. Belirli bir dönem sonunda çatlaklar ve kırılmalar başlar. Yani metal yorulmuş ve yaşlanmıştır. Ölümü başlamıştır."

          Buraya dikkat edin lütfen.

          Evrimciler hem  "her madde zamanla mükemmelliğe gidiyor.." diyorlar, hem de  "madde belirli sebepler sonunda zamanla ölür.." diyorlar. Sizce bu iki evrimsel açıklama birbiriyle zıtlık teşkil etmiyor mu?..

          Newton’un yerçekimi açıklaması da zaten buna benzer safsatalardan dolayı iflas etti. Yazımızdaki evrenin genişlemeye devam etmesini açıklayamadıklarından newton’u iflas ettirdiler.

          Buraya kadarki açıklamalarımızı ancak bu işle uğraşanlar anlayacaktır.

           Şimdi biz asıl konumuza geçelim.

           Piramitlerde bulunan firavun cesetlerinin neden çürümediğinin cevabı METAL YORGUNLUĞU ile alakalı açıklamalarımızda gizlidir. Piramitler, kendi yapısı, bulunduğu bölge ve yer sebebiyle manyetik yoğunlaştırıcı olarak görev yaparlar.

           Mesela atalarımız, bizim ceddimiz, o zamanın teknolojisi daha bu günkü konumda değilken, dışarıda çeşitli yerlere et asarlar ve bu etin çürüyüp çürümemesine göre  manyetik alanını tespit ederlerdi.

           Tabii insan hayatının kısalığı dolayısıyla aynı metalin çürüyüp ölmesini bekleyecek süreleri yoktu.  Çünkü her şeyin hayatı olduğu gibi metallerinde hayatı vardı. Ezeli ve Ebedi olabilecek tek varlık Cenabı Haktır.

 

            Metal yorgunluğunun insan hayatı  ile olan ilişkisi:

           İnsanlar oturdukları ve çalıştıkları yerleri nasıl tespit etmeliler. Bu soruların cevabı ilerleyen zamanlarda anlatılacaktır.

           Tedavi amacıyla tüm hastalıklarda yapılan işlemler aynı olsa da, bazı hastalarda çok iyi netice alınırken, bazı hastalarda hiç netice alınamamaktadır. Bunun sebebi şudur;

1. Hastalık doğru teşhis edilmemiştir.

2. Doğru tedavi verilmemiştir.

3. Hastanın bulunduğu yerin manyetik akısı veya çevresindeki canlı-cansızların manyetik yapısı hakkında problem vardır. Yani kişiye bir taraftan yapıcılık sunulurken, diğer taraftan yıkıcı olan unsurların varlığı söz konusudur

4.Kişi farkında olmadan manyetik akıyı bozan bir iş veya yiyecek kullanmaktadır.

5. Kişinin biyolojik iniş çıkışları  bir şekilde engellenmiştir.

           İnsanın yaşaması ve ölmesinde, dünyanın yaşamasında ve ölmesinde, bu kadar büyük etkileri olan manyetik alan konusunda neden fazla bilgimiz bulunmamaktadır?..

           Çünkü bize şimdiye kadar genellikle "..görülmeyen ve duyulmayan fiziksel olarak dokunamadığınız şeylere inanmayın.." diyen evrim yobazları kendilerini cahil bıraktıkları gibi, onları üstat kabul eden  bizleri de ilim, fen ve  teknoloji konusunda de geri bırakmışlardır.

           Bu noktada psikiyatrik olan ya da  psikiyatrik olmayan hastalıklarda kullanılan, ABD' nin öncülüğünü yaptığı TMS, tedavisi konusunda daha emekleme devresinde bile değiliz. Bununla beraber ABD bu tedaviyi kullanırken 1,5 - 3 tesla akım basmaktadır. Ancak basılan bu akım insan vücudunu tedavi cephesinden düşünüldüğünde bu durumun çok fazla olduğu düşünülmektedir.

            Asıl yapılması gerekli işlem bence, daha düşük tesla ve düşük frekansta bu işlemin yapılması gerekir. Bozulmuş olan  manyetik hafızalanmayı ancak bu şekilde daha iyi tedavi edebileceğini düşünmekteyim.

             Saygılarımla...
 

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.