• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

        

            Metal hafızası nedir?..

           Sert  maddelerin sokulan kalıba göre belli şekle girmesi ve ömrü oldukça bu hali muhafaza etmesi demektir. Metal bu hale getirilirken, yani hafızalanma  sağlanırken, çeşitli yöntemler kullanılır.Bu yöntemler kısaca şunlardır;

          Aşındırma, dövme, kesme, ısıtma, soğutma, delme, kalıplama, tozlama, laser kesimleri yapma, elektroliz ile kaplama, kimyasal işlemlerden geçirme vb..

          Yukarıdaki işleme tabi tutulan metal veya maddeler, bu tür uygulamalardan sonra  belli bir şekle kavuşur. Bu şekil, o maddenin hafızasıdır. Bu hafızalanmış şeklin belli  bir ömrü vardır.

           İnsanın dünyaya gelmesiyle dertler, belalar, sıkıntılar, hastalıklar, aşağılanmalar, kötü muameleler, fakirlikler, yokluklar, çaresizlikler vb.. davranışlara maruz kalarak belli bir metal hafızası gibi şekle girerler. Bu oluşum sırasında, insanoğlu yapılan şekillendirme uyaranlarına karşı  bir irade koymaya çalışır.  Bu irade aslında mevcut şekillendirme iradesine başkaldırıştır. Yani imtihana tutulan insanın Yaratan'ına  karşı durmasıdır. İnsanın olgunlaşması için gerekli yöntemler, devamlı  eksiltme yöntemi şeklinde olmaz. Bazen varlıkla ve sıhhatle  de imtihan yapılabilir. Buradaki  imtihan genellikle nefis denilen içimizde bulunan istek ve arzuların artışı ile neticelenir. İstek ve ar  neticede kayıp etmeye mahkum olur.  Daha önceki yazılarımızda söz ettiğimiz hedonizm felsefesi  bu esasa dayanır. Açlık burada nefsin istek ve arzularını kıran onu zaptu rapt altına alan çok önemli bir yöntemdir. İslam alimleri  burada riyazet ve mücahede denilen iki tabirden  söz ederler . Birisi , nefsin isteklerini yapmamak diğeri nefsin isteklerinin tam tersini yapmaktır.

            İnsanın bu şekilde hafızalanması insanda bulunan gizil güclerin ve yeteneklerin ortaya çıkmasına yol açar. Böyle insan , herkes tarafından aranılan ve beğenilen insan olmuştur. Çünkü yöntemsel olarak ,  kendi nefsini  düşünmediğinden , başkalarına devamlı iyilikte ve yardımda  bulunacaktır. Kendisine yardım ve destek olan insanı kim sevmez veya sevemez.

            Sevgili dostlar ,  şu anda hiçbir kişi , kuruluş veya topluluk,  iyi insan faydalı insan nasıl olmalı bunun yolları şudur diye bir anlatıda bulunmuyor. Buradan şu sonuç ortaya çıkar ki; herkes kendi menfaati ve çıkarı amacında bir yol tutturmuş , o şekilde gidiyor. Her ne zaman birilerinin menfaatine dokunursanız, insanlar canavarlaşıyor , huysuzlaşıyor, hayvanlaşıyor. Bu yapılanların neresi medeniyet, neresi dürüstlük, neresi çağdaşlık, neresi erdem, neresi fazilet , neresi mutluluk?

            İnsanda  yaşa bağımlı mevcut hafızalanma oluşur. Bu hafızalanmanın yeri daha önce bahis etmiştik. Hücresel düzeyde manyetik hafızalanmadır. TMS ile bu hafızalanmada, sonradan oluşan  parazitler veya ekstra atımlar yok edilmeye çalışılmaktadır. Yoksa insanoğlunun  kişilik yapısının temelde değişimi için küçüklükten gelen ve kişiliğin şeklini oluşturan manyetik hafızalanmanın  değişimi önemlidir . Nasıl bir hanım eline aldığı bir iplik ve tığ, şiş ile belli süre sonra bir kazak veya yelek üretiyorsa , kişilikte küçüklükten gelen tek tek ilmikler ile hafızalanmadan öte bir şey değildir. Freudun dediği gibi bilinç altı üstü yoktur. Nefsin istek ve arzuları tek bir şekilde tüm insanlarda ortak olarak ilerler.

            Yukarıda söz edilen manyetik hafıza oluşmasında insanın yemesi, içmesi , kötü veya iyi arkadaşlar , yaşam şekli  mutlaka etkili olacaktır.

            Bu  konulardaki seçimi siz sevgili okurlarımıza bırakıyorum. Yalnız  bir konuya değinmeden geçemeyeceğim, öğrenmenin ve uygulamanın kuralı, birilerine bildiklerini öğretmekten geçer. Çünkü öğretirken bizim doğru bildiğimiz yanlışlar ortaya çıkar. Herkesin anlayış biçimi farklı olduğundan birileri ile beraber bir şeyler öğrenmek her zaman bize daha doğru netice verir.

 

            Saygılarımla...

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.