• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

        İntihar vakaları dünyada ve  ülkemizde son yıllarda giderek artan bir trend göstermektedir. İntihar vakalarının bu artış grafiği toplumsal yaşamda insanların yalnızlaşması neticesi oluşmaktadır. Bu şekilde intihar edenlerin zeka ve genel performans değerlerine bakıldığında orta ve üst sınırda bir tablo  göstermektedir. İntihar hadisesi  sadece aktif girişimsel olabildiği gibi , pasif uzun süreli alkol uyuşturucu sigara obesite vb.. şeklinde de  olabilmektedir. Topluma genel olarak baktığımızda insanların tek tek , yalnız ,bencil egoist bir şekilde yaşadığı  görülmektedir. Egoistlik içinde başkasının yaşam hakkına saygı duymamaktadır. O sebeple önceden beri batı toplumlarında çok sık görülen intihar vakaları son dönemlerde bizim toplumumuzda da bir kurtuluş yolu olarak görülebilmektedir. Burada iki ana olayı incelemek istiyorum.  

1.   Toplumumuzun ve diğer toplumların bireyselleşmesi ve yalnızlaşması.

2.  İntihar vakalarının genelde zekası normal veya üst sınırda olanlarda görülmesi . Burada insan beyni normal çalışırken niye intihar olayı oluyor ve  kişi yaşamdan soğuyor. Başka çare göremiyor. Sorularını sormak istiyorum?

         Eskiden toplumumuzda büyük aile yapısı  çok standarttı . Aileler  çocuklarını büyüttükten sonra avlu tipi bir evde yaşamlarını sürdürürlerdi. Yemekler ve ortak yaşam alanları belli kişinin denetiminde yürütülürdü. Yemekler tek bir yerde yapılır ve yenirdi. Bu özellik her kişinin günlük denetimini sağlardı. Gerçi büyüklerin , adalet duygusu ve  insan seçme konusunda yaptığı adaletsizlikler evde anarşi çıkartırdı, ancak ortak kaptan yemek yeme aile içi adaptasyonu kolaylaştırırdı. Ne demek istediğimi şöyle açıklamak gerekirse ; topluluk içinde bir kaptan yemek , yiyeceğin sevgi ile yapılması arada olumsuz bir kişiliğin gelişimini engellerdi. Çünkü yemeklerdeki manyetik yapının düzgün konfigrasyonda olması bedensel manyetizmayı etkilemektedir.  Biraz daha açıklamak gerekirse uzun süre beraber yaşayan kişilerde görülmüştür ki ; kadın da olsa erkekte olsa fizyonomileri birbirine benzerler. İnsan manyetik anlamda birbirinden kesinlikle etkilenir. Daha önceki yazılarımızdan telepati ve sevgi konusunu okuyanlar bunun mekanizmasını anlayabilirler. Çevrenizde yaşam enerjisi taşıyan kalabalık bir ortamda yaşayan ve o kaynaktan beslenen kişiler benzer düşünce kalıplarına gireceklerdir. (Manyetik benzeşme)

          Ancak olumsuz ve negatif düşünce kalıbında olan hatta aile ögesi oluşmamış toplulukların içlerinden biri intihara giderken onu düşünüp yardımcı olabilmeleri mümkün olmayacaktır.

          İnsan hayatında yaşam sevincinin  yerleşebilmesi için iki ana kural vardır.

          A) Yediği yemek sevgi manyetik ortamında pişirilmiş olacak.

          B) Temiz kazanılmış olacak, yani haram veya başkasının hakkı olmayacak.

               Bu son anlatılan yemek şekilleri kesinlikle insan manyetik yazılımını etkileyen ögelerdir. Eskiler yemek konusunda çok şey söylemiş olmakla beraber; büyüklerin artığı şifadır, cömerdin yemeği şifadır, şeklinde açıklamışlardır. Bunların maddi karşılıkları ise karbon elementi üzerine yapılan manyetik yazılımın , insan manyetik yazılımını direkt etkilemesinden kaynaklanır. Bu konu gelecek yazılarda detaylandırılacaktır.

              İnsanlarda görülen intihar vakalarının normal zekalılarda görülmesi , kişinin yaşam enerjisinin beyinde olmadığının çok somut göstergesidir. O zaman bu yaşam enerjisi nerededir ve nasıl beslenmektedir. Neden kişiyi intihara sürüklemektedir. Şu an modern denilen psikiyatri ilmi bu sorunun cevabını verememekte çünkü insan ruhu kavramını bilmemektedir. İnsan ruhu kendi geleceğine ait bu dünyada bir gerekçe göremediğinde yok olmayı düşünmektedir. Bireysel ve bencil yaşayan toplulukta insan yapayalnız olmanın dayanılmaz ızdırabında her şey boş gelmekte ve hayatın anlamsızlığını idrak edip intiharı tercih edebilmektedir. Çevresinde cıvıl cıvıl yaşam enerjisi olan , devamlı vermekle mutlu olan bir toplulukta , kişinin çevreyi görmesi adaptasyonunu onlara göre yapması  doğal bir süreçtir. Çevresine olumlu enerji gönderenlerin , ayna gibi onlardan olumlu sinyal alması her zaman mümkündür.

              Netice olarak şunları söylemek gerekirse ; çevresine devamlı olumlu elektrik saçan bir topluluğun yediği içtiği yaptığı , ürettiği şeylerin hepsi insanlara rahat ve huzur verir. Başkalarına öfke ve kin duyguları  besleyenler, beslendikleri kaynaktan bunları aldıkları için devamlı rahatsızlık verirler. Bazı toplumlarda bu yapı daha garip boyutlara varır. Örneklemek gerekirse belli bir düşünce ve inanç sisteminde olan kadınlar misafir geldiğinde, kendi düşüncelerine gelsinler diye yemeğin içine tükürdüklerini bilmekteyiz.

               Sevgili okurlar vücudumuzun temel taşları olan esansiyel amino asitleri dışarıdan bire bir aldığımız gibi manyetik yazılım yapılmış yiyecegin yazılımınıda aynen bünyemize katarız. Şu andaki tıp bunu kabul etmese de bu böyledir. Çünkü bu anlatılanın deneysel ortamda gösterebilmek için sevginin dostluğun universal tanımı gereklidir. İnsanlar kendi dünyalarında sevgi ve huzurun olup olmadığını bilirler ancak bunu gösteren olmazsa anlayamazlar.

 

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.