• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

            Epilepsi hastalığı şu ana kadar çözümlenememiş hastalık gruplarının başında gelir. Hastalık genellikle çocukluk yaş grubunda başlar. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha fazla görülür. Erkeklerde daha fazla görülmesi, erkeğin bilinmeyen manyetik ve elektriksel yapı farklılığından kaynaklanır. Erkeklerin yabancı madde ve uyuşturucu ile karşılaşma oranları kadınlara nazaran daha  fazladır. Epilepsi konusunda şu ana kadar nörofizyolojik açıklama konusunda en ufak bir gelişme olmamıştır. Bunun sebebi elektrik ve manyetik alan konusu ve hücrelerin çalışma prensiplerinin bilinememesindendir. Epilepsiyi açıklamak için ölümden sonra yapılan protein ve noropeptit denilen iletide rol alan maddelerin beyin bölgelerine göre farklılığı tespit edilir ancak,  bu durum olayı çözümlemez. Sebebine gelince, elektriksel olarak çalışmakta olan mekanizmayı EEG denilen yöntemle ölçen hekimler, nedense bu rahatsızlığı, çalışmakta olan bir metabolizmada takip etmek yerine metobolit denilen nöropeptitler ile çözmeye çalışırlar. Ama çözemezler. Şunu da düşünmezler; hayat devam etmekte iken hastalığı çözmek için EEG isteyen doktorlar ölüm sonu nöropeptit  olayına bakarlar. Nöropeptit denilen proteinler manyetik ve elektriksel yapıyı  anlatmaz. Epilepsi hastalığını anlamak (tanımlama açısından )  biçilmiş kaftandır. Teşhis için EEG kullanan hekimler,  kuram için nörofizyoloji  için neden bunu kullanmazlar; Anlamak mümkün değildir. Daha önce biz "ilim sevgidir ve batılılar sevgiyi bilmezler.." demiştik. Sevginin kaynağı sadece islamiyettir. Bakan fakat görmeyen körler, anlamadıkları şeyi deve kuşu misali reddederler.

            Epilepsi hastalığını anlayabilmek  için, hücresel uyarılabilme tekniğini bilmek lazımdır. Hücresel yapıda bulunan tuz,  hücrenin elektrik iletebilmesi için olmazsa olmazıdır.  İyonize tuz, hücresel bazda belli eşik değerde elektrik üretir.  Bu üretilen enerji,  hücreler arasında değişmekle beraber,  yaklaşık 0,6 volt düzeyindedir. Benzer hücrelerdeki bu yapı, elektriksel dalgalanma yapar.  Bunu anlamak için deniz veya su birikintisindeki dalgayı göz önüne getirmelisniz. Bu dalgalanmanın adı frekanstır. Frekans insanda gündüz ve gece,  sıcak ve soğuk, yorgun ve dingin gibi durumlarda değişkenlik gösterir.  Dalgalanmadaki ekstra atımlar uyarılabilme eşiğini düşürür veya yükseltir. İnsanın manyetik frekansındaki oynamaları, genel hastalık durumunda değişebilir. Vücudun diğer bir yapısı gereği, bütün olarak sistemin parçasında anormal dalgalanmalar var is,e diğer bölgelerdeki hastalıklar sükunet bulabilir. Yani; bir yerdeki künt ağrı yüzeysel ağrı  verilerek yok edilebilir. Dalgasal anlamda uyarılabilme eşiği olarak 0,6 volt olduğunu söylemiştik. Üzerine 0,1 volt koyarsanız hücresel yük bir anda 1,5 volta fırlar. Bu olay uyarılabilmenin temel mantığıdır. Hücrelerin düzenli çalışabilmesi için, kablolama sisteminin ve hücrelerin düzenli olması gerekir. Düzenli kablolama sisteminde uyarılabilme hadisesi,  düzenli aralıklar ile oluyorsa problem yok demektir. Aksi halde, uyarılabilme eski potansiyelinde olmaz. Elektriksel olarak potansiyel voltaj ve frekans, problemini beraberinde taşır. İnsanlar bir toplulukta veya ikili ilişkilerde frekansları tutarsa anlaşma sağlarlar. Aksi halde,  arada  çatışmalar başlar. Eskiler o sebeple "insanlar bölük bölük asker gibidir, herkes kendine ait bölüğü bulur.." demişlerdir.  Diğer bir anlamı , frekans tutarsa arkadaşlık ve dostluk olur demektir.

            Hücresel uyarılabilmede, doyuma ulaşma mantığı çok önemlidir. Hücresel doyum, aynen insanın yemekle doyması gibidir. Belli miktarda, yükleme yapılmış hücreler, süre geçip tekrar açlık hissedene kadar  en ufak elektron yükünü kabul etmez. Epilepside uyarılabilen yerler ve odaklar söz konusudur. Uyarılan yere göre,  nörolojik veya emosyonel  bulgular çıkar. Epilepside bölgesel veya yaygın anlamda uyarılma vardır.  Status  denilen epilepsi çeşidinde hücreler öyle bir  hale gelir ki, gün içinde en az üç kez nöbet oluşur.

            Buraya kadar anlatılanları hep iyonize tuz kristalleri üzerine kurduk. İyonize tuzu, yük oluşturacak şekilde hücre içinde ve potansiyel farkı negatifi olan hücre  dışındanasıl tutulur? Potansiyel fark nasıl oluşur?...  İşte şu anki tıbbın bilemediği manyetik alan, burada devreye giriyor. Şu an bilimsel olduğunu iddia edenler, bunu sodyum potasyum pompası ile ATP sentezlenerek yapıldığını söylüyorlar. Ancak bu konuda faraziyeden öte geçmiş tespitleri yoktur.  Neden hücre, kendi içini pozitif yüklerin hakim olduğu bir yapıda bulundursun ki? "Ben negatif olanı istiyorum.." diyen niye çıkmıyor? Burada asıl olan şey,  hücre içindeki  önceden hafızalanmış ve yüklenmiş olan manyetik akının çekim gücüdür. Bu manyetik yapının belli ömrü vardır . Manyetik  akı bitmeden ömür bitmez.

            Epilepsi olayında, beyinde veya belli organlarda yüklenmiş manyetik alanda bir artış söz  konusudur. Bunun nasıl tespit edildiğini sorarsanız, bazı maddelerin epilepsi eşiğini düşürdüğünü biliyoruz. Hatta alkoliklerin, çocuklarında epilepsi görülme sıklığı oldukça fazladır. Alkol ve uyuşturucular içlerindeki –OH bağları ile hücrelerdeki voltajı biraz geri çekilir. Hücresel acıkmayı ve tekrar uyarılmayı sağlarmış olurlar. Beyin elektriğindeki düzensizlikler o kadar fazladır ki, bu sebeple nörologlar bu hasta "EEG ile tedavi edilemez.." derler. Bu yanlış bir yoldur. Hasta belki grand mall denilen büyük nöbet  geçirmez ama, günlük aktivitelerinde mutlak kısıtlama veya anlama güçlüğü, performans kaybı gibi durumlar yaşayacaktır.

            Epileptik aktivitede bilinen bir gerçek te,  aşırı sıcağın nöbeti tetiklediğidir. Aşırı sıcak ne yapar? Aşırı sıcaklık vücudun elektron anlamında doyum noktasını düşürerek uyarılabilmeyi kolaylaştırır. Epileptik kişilerde, depresif yapı ve zeka kapasitesinde düşüklük olduğu bilinmektedir.  Sebebi ise, bir yerde arıza olduğunda,  diğer yerlerin normal düzende çalışması elbette mümkün olmayacaktır.

            Cinsel faaliyetlerde de bu uyarılabilme hadisesi aynı epilepsi gibi çalışır. Batı toplumlarının kültürel manada çıplaklaşması uyarılabilme özelliklerini kayıp ettirmiştir. Bu sebeple batı toplumlarında doğurganlık hızla düşmektedir. Erkeklerin hemen hemen hepsi normal cinsel faaliyetlerini sürdüremezler . Mutlaka  ilaç desteği veya homoseksüelite arayışı içinde olurlar. Diğer  bir konu, biranın normal şartlarda kadınlık hormonu olan oströjen seviyesini artırdığı bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla erkeklerin aşırı bira tüketimi östrojen artımı sebebiyle kadınlaşmalarına ve erkekliği kayıp etmelerine yol açar.  Şişmanlık ta aynı şekilde vücutta aşırı düzeyde oströjen artımına yol açmaktadır.

            Epileptik karekter özelliklerine bakıldığında, sakat insan mantığı ile hareket ettiklerini görürüz. Kendilerin düştüğü durumdan dolayı, insanları suçlama eğiliminde olurlar. Dolayıyla bunun cezasını herkesin beraberce vermesi gerekir diye düşünürler.

            Epilepsi oluş şekillerinin bilinmeyenlerinden biri de, gözle görülmeyen,  fakat herkesin bilip kabul ettiği cinlerin saldırısı olayıdır. 

           Şimdi bana "...Siz bir tıp doktorusunuz?.. Bu saçmalığa inanıyor musunuz?.."  diyebilirsiniz.

             İnsanlar ve cinlerin ruh denilen yapıları, belirli bir şekilde manyetik alan özellikleri gösterirler. Bazı bölge veya zamanlarda cihaz ile ölçüm yapılırsa, elektriksel oynamalar görülür. Bunun sebebini, şu an bilim adamları açıklayamazlar. Mesela yağmurun yere düşerkenki  belirli hızın üzerine çıkmamasını açıklayamazlar.

             İnsanda özel bir frekans ile çalışan beden, superpose olmuş diğer bir manyetik akı ile stabil  çalışabilme kapasitesini kayıp eder. Bu durumda uyarılabilme çok  şiddetli artacaktır. Cinlerin yaptığı bozukluk böyle olmaktadır.

            Yazının başından beri uyarılabilme potansiyelinden söz ettik. Uyarılabilme ne demektir? Nasıl olur? Uyarılabilme beş duyu ile olmaktadır. Vücudun herhangi bir noktasından gelen uyarılabilme akımı göz, kulak, dil, burun, deri  içinde olan reseptörler ile algılanır. Renk, ses frekansı, basınç veya kimyasal hücrecikler kanalı ile uyarılabilme potansiyeli oluşturup, bu potansiyelin beyinde algılanması ile beş duyu oluşur. Epileptiklerde EEG çekilirken ani ışık çakmaları veya uykusuz bırakma ile nöbet provake edilmeye çalışılmaktadır.

            Bu yazımızda epilepsiyi anlatma sebebimiz, insanın genel olarak beyin ve vücut çalışma prensiplerini anlatmak içindi. Şu ana kadar yazılan hiçbir yazıda, bu anlatılanları bulamazsınız. Çünkü insanlar bir şey öğrenmek gayretinde değildirler. Epilepsi konusunda tedavi prensipleri  daha sonraki yazılarımızda anlatılacaktır.

             Saygılarımla.. .

 

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.