• Ana Sayfa
  • Ön Söz
  • TMS Vakaları
  • Psikiyatri Nedir?
  • Psikiyatrist Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • Hasta Vakaları
  • Ana Sayfa
  • Hakkında
  • T M S
  • Ruhsal Hastalıklar
  • Tedavi Çeşitleri
  • Videolar
  • Müzikle Tedavi Yöntemleri
  • Beyin Frekans Dalga Boyutları
  • Kekemelik Nedir?
  • İnsan Niçin Yalan Söyler?
  • Sevginin Nitelikleri
  • Radyasyonun Manyetik Etkisi
  • Azot Sarhoşluğu
  • Rüya Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Nedir?
  • İletişim

 

            AZOT SARHOŞLUĞU VE DERİN DENİZ ÖLÜMLERİ

            Canlılarda şimdiye kadar kimsenin bilip ifade edemediği, havadaki azotun canlıdaki görevlerini anlatmak istiyorum. Bunları anlatırken insanda görülen azot sarhoşluğu ve azot ambolisinden söz edeceğim. Asıl olan penguenlerden yola çıkıp insanın özelliklerini anlatacağım. Bu anlatılanları Başka hiç bir yerde bulamayacağınıza eminim. Çünkü anlatılan çalışmalar, sadece bize aittir. Eğer bu anlatılan bilgilere sahip olan başka araştırmacılar varsa tanışmayı arzu ederim.

            Azot gazı atmosferde bilindiği gibi %78 oranında bulunmaktadır. Denize girilip basınç altında 30 metreden sonra azot sarhoşluğuna ait bulgular görülmeye başlar. 50 metreden daha aşağıda belirtiler iyice artar. Genelde 80-100 metreden sonra ölüm oluşur. Uyku isteği çok görülür, kendini iyi hissetme, aşırı kendine güven, şuur kaybı, hafıza kaybı, karar değişiklikleridir. Burada aşırı kendine güven ölüme gidişin en önemli etkilerinden biridir. Azot sarhoşluğunun, kişiden kişiye değiştiği, hatta aynı kişinin aldığı gıdalar ve yaşantı şekli ile de etki miktarının arttığı bilinen gerçeklerdir. 

            Asıl enteresan hadise, aynı kişinin farklı zamanlarda aynı oranda etkilenmemesidir. Yani zamana bağlı olarak bu durum değişiklik gösterebilir.

         Bir başka enteresan olay, özellikle güney Afrika derin deniz sünger avcılarının yaşantısıdır. Her gün ağır taşlarla 50 metrenin altında,  sünger avcılığı yapmalarına rağmen çok fazla azot sarhoşluğundan etkilenmezler.

            En enteresan olay; penguenlerin her gün avlanmak için 100-150 metre mesafeye ortalama 100 kez dalmalarına rağmen hatta 20 dakika civarında suda kalmalarına rağmen azot sarhoşluğuna uğramama olayıdır.

             Yukarıdaki hadiselerin cevaplarını,  şu ana kadar bilimsellik adına mantıklı olarak, bir Allah’ın kulu verememiştir. 

            Sitemizin adı bilindiği üzere manyetik dünyamızdır. Dünyamızın manyetik yapısından daha önceki yazılarımızda biraz söz etmiştik. Dünyamız manyetik aksı olan bir yapıya sahiptir. Bu aks belli dereceye kadar, dünyanın mevcut yönünde olan dönmesini sağlayan akstır. Bunun dışında dünyamızın çubuk şeklinde mıknatısa benzer yapısı vardır. Hatta S ve N kutupları olduğunu pusula kanalı ile gayet kolay tespit etmekteyiz.

            N ve S kutuplarının herhangi bir işlevinin olmaması mümkün değildir. Elektron yüklerinin dağılımı ve azot bağlantı hassasiyetini ayarlar. Dolayısıyla kuzey-güney yarımküre ve kutuplara yakınlık-uzaklığa göre değişen azot afinetisi mevcuttur. İnsan bedeni ve canlı bedeninde NO denilen azotoksit sGMP üzerinden, atardamar duvarını genişleten bir yapıya sahip olduğunu biliyoruz. Normal şartlarda hızlı nefes alıp-verme ile bedenin oksijen miktarı artırılabildiği gibi, azot oksit miktarında da artma olacaktır. Bu durum vücut elektriğinin artması gibi stres durumlarında hipertansif ataklara yol açar.

            Şimdi transistör yapımından söz etmek istiyorum;

           Bunu anlatmaktan maksat sistemin nasıl çalıştığını anlatmak içindir. Transistör yapımında yarı iletken silisyum kullanılırken, azot ile pozitif elektron taşıyıcı veya negatif elektron taşıyıcı yapabilmek için azot kullanılır. Ancak azotun değişik formları ile bu iş yapılır. P.N.P veya N.P.N transistörlerden bahsediyor olmamızın sebebi şudur;  azot artı değerlilik ve negatif değerliliği direkt olarak, yarı iletkenin davranış yapısını belirler.

            Burada penguenler veya güney yarım kürenin uçlarına doğru yaşayanlar ile, siyahi ırkın özelliklerine gelelim.

            Dünyamız büyük bir jeneratördü ve güney yarım küre N kutbu idi. Burada bulunan azot ise negatif taşıyıcı etkisi yapıyordu. Kuzey yarım küre ise S kutbu idi. Buna göre kuzey yarım kürede S kutbu olduğu için, o tarafta yaşayanlarda pozitif elektron taşıyıcılık görülür. Güney kutba yakın bölgelerde yaşayanlarda ise tam tersi görülür.

             Dolayısıyla güney yarım kürede azotun sarhoşluk yapma etkisi ile kuzey yarım kürede azotun sarhoşluk yapma olayı farklıdır. Bulunulan bölge ile kutupların farklılığı söz konusudur. Yani sistemin diğer bir özelliği canlı bedeninin yaşadığı ve doğduğu bölgeye göre manyetik hafızalanmaya sahip olmasıdır.

           Güney yarım kürede doğup orada yaşamakta olan canlı, bulunduğu yerin manyetik özelliklerini kolay kabul etme özelliğindedir. İnsan vücudu öyle müthiş bir özelliğe sahiptir ki,  doğduğu büyüdüğü bölgeye göre manyetik olarak hafızalanır. Bunun adına bağışıklılık diyenler de vardır. Uzun süreli olarak o bölgede yaşayan canlı,  manyetik hafızalanmayı  o şekilde bünyesinde barındırır. Güney yarım kürede yaşayanların bedensel enerji yönü hep aşağı olduğundan çabuk yaşlanmaları daha kolay olmaktadır.  Düşük enerji ile bedenleri çalıştığından, bedensel aktivite gerektiren işlerdeki performansları dolayısıyla daha yüksek olacaktır. Vitiligo denilen cilt hastalığında muhtemelen bölgesel manyetik alan bozulmasından dolayı bölgesel pigmantasyonda azalma olmaktadır.

            Bu yazıların yazılmasındaki maksat, daha sonra gelecek insanlara ışık tutmaktır. Bir dönem geldiğinde mutlaka anlaşılacaktır. Çünkü doğru bir ve tektir. Hele deneyselliği olan  doğru, tartışılmazdır.

            Netice olarak atmosferdeki azotu inert bir madde olarak kabul edip hiçbir işe yaramadığını düşünenlere, cevaben deriz ki;

           Havadaki azot bizim nefes almamızdan, kalbimizin çarpma hızından, cinsel hayatımıza kadar dünyadaki kendi görevini yerine getirmektedir.

          Azot şu an dünyamızı çepeçevre sarmış ve % 78 oranındadır. Bütün yazılımlar azot üzerine gerçekleşmektedir. Ölümden sonra bile azot üzerinde yapılan yazılım okunacaktır. Yazılım yapılabiliyorsa o yazılımın okunabilmesi de o derece gerçektir. Yani dünya hayatımızda yaptığımız her şey, manyetik ortamda yazılmaktadır. Gereğinde okunup değerlendirmesi yapılacak kadar da somut bir gerçektir.

           Çünkü her nefes ve konuşma, havaya, yani azota yapılan yazılım şeklinde kaydedilmektedir. Ahiret  yaşantısı için yazılı belge olacaktır. Bu değerlendirmelerin referans noktası ise karşı yarım küredir.

            Saygılarımla... 

Uzm.Dr.F. Efser GÖKÇEN
Psikiyatri Uzmanıı

 

Y A S A L   U Y A R I

             "5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu"nun ilgili maddeleri gereğince, özellikle bu yazının  hakları saklı olup, telif hakkı içeren bütün içeriği izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz. Fakat; paylaşılacaksa ya da alıntı yapılacaksa  www.manyetikdunyamiz.com adresi ile Dr.F.Efser GÖKÇEN'e ait olduğunu belirtir bir dip notuyla hiç bir değişiklik yapılmaksızın yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.